Bir martı elimdeki son lokmayı da almaya geldi, kaygısız. Beyaz tüylerinde huzurun rengi asılı. Döndü durdu tepemde aceleci,alıp biran önce alacağını uzaklaşmak istiyordu besbelli.Aklı karışık mıydı acaba benimki gibi…Ben sormak istiyordum ona bu umursamaz hallerin sebebini.Sırrı neydi bu rahatlığın.
Bir hamle atıverdim lokmayı gökyüzüne, martı atladı çoktan beri beklediği hedefine doğru; kaptığı gibi uzaklaştı.Bitiverdi böylece aramızdaki sahipsiz,yalancı ilişki.Yalnız kaldım.Sustum mecburen,isteyerek biraz da;yoksa konuşabilirdim denizle,çiçeklerle,çimenlerle,gökyüzüyle veya…Konuşmak için yanımda birileri olmasına gerek var mıydı.Konuştuğum insanlar,ruhumu verdiğim o insan beni ne kadar anlamıştı ki.Anlamsız bir hiçliğe boğmuşlardı bir zaman.
İçine gömüldüğüm bohemin ifadesi mümkün olmuyor ; rüzgâr esiyor savurgan,dalgalar şımarık,martılar gürültücü…Bir bir el sallıyor ağaç yaprakları.Kulağımdaki fısıltılar bir şeylerden bahsediyor,çoktan beri kaybettiğim şeyler.Kütüphanede yıllardır açılmamış,okunmamış bir kitap gibi kokuyor .
Bir başlangıca ihtiyacım var;yepyeni bir başlangıç.Kaybetmeliyim kendimi,yeniliklerde.Yalanlar korkmalı yaklaşmaya.Her şeye anlam vermekten,sürekli çözüm üretmekten vazgeçmeliyim.Zamanın suda akan kısmını düşünmeliyim sadece, tadını çıkarmak için.Deniz,dalgalar,martılar,çiçekler,ağaçlar,çimenler ve ben mutluluktan sarhoş olmalıyız.Ben o martının umursamaz özgürlüğüne takılmalıyım.Bir kanat çırpışı götürmeli beni istediğim yere.
Bu Makale defa okundu.
|