Nihayet sivil anayasa için düğmeye basıldı. Başbakan Erdoğan Nisan’da anayasa değişikliği için yerel seçimlerden sonra çalışmaların başlayacağını söyledi.
Ak Parti’nin 22 Temmuz seçimlerindeki vaatlerinin arasında sivil bir anayasada yer alıyordu. Seçimlerden sonra Prof. Ergun Özbudun başkanlığında bir ekiple bu çalışma başlatıldı.
Başbakan Erdoğan’ın da neden Nisan demesi de zannediyorum, son günlerde CHP’nin açılımlarıyla bir ilgisinin olduğu şeklindedir. “Çarşaf açılımı”, “Kuran Kursu açılımı”, “CHP Genel Merkezinde mescit açılımı” ve CHP Genel Başkanının Brüksel’e yaptığı ziyaretler Sayın Başbakan Erdoğan’ın bu tarihi vermesinde büyük etkisinin olduğu kanaatindeyim. Her ne kadarda bu açılımları çok sert şekilde eleştirse de Başbakan Erdoğan, bunu kullanmak isteyecektir.
Sivil anayasada da en önemli konum şüphesiz ki CHP’nin tavrıdır. CHP’nin içerisinde olmadığı bir komisyonun bir sonuç alamayacağı muhakkaktır. Hem ana muhalefet partisi olması hesabiyle hem de toplumsal uzlaşı için bu gereklidir. İçerisinde CHP’nin olmadığı bir anayasa çıkması durumunda bu eksik bir yasa olacaktır.
Gerçi CHP sözcüleri yeni anayasa kelimesi Başbakanın ağzından çıktıktan sonra hemen açıklama yapmak ihtiyacı hissetmiş olacak ki, “İster perakende ister toptan bütün anayasa değişikliklerine karşıyız” diyerek tepkilerini bildirdiler. Bu açıklamaya bakarak yeni anayasanın toptan olarak görüşülmeyeceğinin bu seferki çalışmanın perakende bir çalışma olacağını gösteriyor.
Avrupalı ülkelerde gördüğümüz demokrasi ve hukuk kavgalarının aktörleri solculardır, bizdeki sola ve solculuğa baktığımızda ise demokrasiye karşı devletin yanında yer almak solculuk olarak algılanmaktadır. Avrupa Birliğinde daha fazla demokrasi ve özgürlükler istendiğinde CHP, AB karşıtlığına oynuyor.
CHP’den bir açılım daha bekliyoruz. Bu seferki açılım demokratik ve özgürlükler konusunda olmalı. İnşallah çok bekletmezler bizi.
Bu açılımları sadece seçimler öncesi gördüğümüz için güvenirliği az. Bunu tüm siyasete yayabilirse kendisisine yöneltilen eleştirileri de bir nebze bertaraf etmiş olacaktır.
Avrupa Birliği konusunda bir hayli mesafe alınmış, İslam ülkeleriyle ilişkiler konusunda ilerlemeler, Kafkaslarda da Türkiye itibarı vs bütün bunları düşündüğümüzde Türkiye’nin ne kadar mesafe aldığını anlayabiliriz. Ama aynı şeyi iç siyaset için söyleyemeyiz.
Bu sefer ki çabanın iç siyasete kurban gitmemesi için herkesin özveride bulunması şarttır. CHP’nin ta baştan karşı çıkması anlaşılır gibi değil. CHP’nin 1993 yılında kamuoyuna açıkladığı anayasa paketinde şuanda gündemdeki Prof. Ergun Özbudun’un ve ekibinin hazırlamış olduğu pakettekinden çok daha radikal değişiklikler yer almaktaydı.
O paketten sadece bir kaçını sizlerle paylaşmak istiyorum; “ 12 Eylül’ün darbeci paşalarına yargı yolu açılmalıdır, Yüksek Askeri Şura ve Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kararları yargı denetimine açılmalı, MGK Anayasadan çıkarılmalı, askeri Yüksek İdare Mahkemesi kaldırılmalı, vs…
Şöyle bir şey yapılabilir aslında; “1982 Anayasası’nın hangi şartlarda hazırlanıp oylamaya sunulduğunu anlatmakla vakit kaybetmeye gerek yok. Yüzde 92 ile kabul edilmiş bir anayasanın ondan daha düşük bir yüzdeyle kabul edilmiş bir yeni anayasayla değiştirilmesini problem olmaktan çıkarmak için iki anayasa birden oylamaya sunulsun. Herkes istediği anayasaya oy versin. ‘Hatta CHP’nin anayasa taslağını da oylayalım’. Böylece değişen şartlar karşısında 82 Anayasası’nın alacağı oy oranı da görülmüş olur. Madem egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Öyleyse kararı millet versin”.
Bu Makale defa okundu.
|