Eğer, bir siyasetçi
kendi partisinden ayrılıp yeni parti kurduğunda ‘Bu da diğerinin fotokopisi’
deniyorsa Sayın Şener kaçıncı fotokopi oluyor?
Necmettin Erbakan,
Recai kutan, Tayyip Erdoğan ve dördüncü Sayın Şener… Bilindiği gibi asıldan
fotokopi olur.
Ama fotokopiden
fotokopi pek anlaşılmaz.
Görünür ne de
okunur.
Hele hele seçim
startını da Milli Selamet, Refah, Fazilet, Saadet Partisi’nin kalesi ve doğuş
yeri olan Konya’dan başlatıyorsan, bu
konuda kimi yanıltabilirsin…
Siz daha milli görüş
gömleğini bile çıkarmamışsınız!
O zaman böyle bir
partiye ihtiyaç yok. Çünkü aslı var iken, kopisini kim ne yapsın..
Bazı konularda
takkiye yaparak;
‘Benim ailemde içki
içen var. Benim şarap mahsenim var’ diyerek, bazı kesimlere mesaj vermeniz sizi
başka yapmaz.
Ne varsa özünde
vardır.
Yol yakınken özüne
dönmen sizin için daha hayırlı olacak. Sayın Erdoğan’ın partiyi kurdurup kısa
bir sürede iktidara getirmiş olması bu parti kurma işini belki cazip hale getirmiştir.
Sayın Erdoğan’la
halk arasındaki sevgi seli sadece bir Allah vergisidir.
Başka izahı yok.
Sayın Erdoğan’ın bu
önlenemez başarısından etkilenip yeni parti arayışına girenlerin bu halkı çok
iyi tanımadıkları anlamına gelir.
Bu halk muallak
konuşanı, yuvarlak laflar edeni, kendisi çıkıp ‘bana ihtiyaç var’ diyeni değil.
Kendinden biri
olarak gördüğünü seçiyor.
Sayın Şener’le
ilgili vatandaşın kafasında ciddi soru işaretleri var;
22 Temmuzda neden
milletvekili adayı olmadınız?
Madem siyasete nokta
koydunuz, neden bu güne kadar partiden
istifa etmediniz?
Ülkede son zamanda
yaşanan gelişmelerden daha önce haberiniz var mıydı?
Eğer haberiniz
olduysa neden partide kalıp bazı konularda uyarılar yapmadınız?
Şu anki çıkışınız
senaryonun bir parçası mıydı?
Sizce yüce Türk
Milleti bunu yutar mı..?
Siz kendi
tabanınızdan farklılaşıp başarılı olacağına inanıyor musunuz?
Perde arkasında
kimlerle hareket halindesiniz?
Sağ mı,sol mu?
Hangi yelpazeyi
temsil edeceksiniz? Çünkü konuşmalarınız çok muğlak ve anlaşılmaz bu anlaşılmaz
durumu devam ettirip, her taraftan oy alacağınız mı hesaplıyorsunuz?
Eğer, böyle
düşünüyorsanız 2008 Türkiye’sinde yaşadığımızı ve vatandaşın politikayı çok iyi
tahlil ettiğinin farkında mısınız?
Çok zeki insanlar
çok bildikleri için bazen hata yaparlar.
Adamın biri 5 vakit
namazını kılar.
Dindar çevresinde
sevilen biridir. Yahudi bir vatandaş buna musallat olur;
‘Sizin bu namaz ve
orucunuzun sonu gelmez. Günde 5 vakit. Ne tatili var, ne de hafta sonu var. Kendini heba etme, gel
bize kayıt yaptır. Hayatını yaşa. Biz ayin yaparız. Ondan sonra gider keyfimize
bakarız.’
Yahudi, Müslüman
adamı kandırmayı başarır. Adamcağız camiden istifa eder, kiliseye kayıt
yaptırmaya giderken yolda ayağı taşa takılır düşer ve beyin kanaması geçirir.
Ve adam vefat eder.
Cenazeyi
kaldıracaklar camiye gidiyorlar. Camide kayıtlara bakılıyor. Bir gün önce
istifa etmiş ve tabi bu defa kiliseye gidiyorlar.
Kayıtlara
bakılıyorlar ki, bu kişinin kaydı
yapılmadığını öğreniyorlar. Yani adamcağız ortada kalıyor.
Geri kaydını
yaptırmak için camiye gittiklerinde hoca diyor ki;
‘Kişinin kendi
beyanı esastır. Kendisi gelmesi gerekiyor.’
Yani anlayacağınız
adam bundan böyle ne camiye yaranabiliyor,
ne de kiliseye.
Bu Makale defa okundu.
|